Pınar’ın Günlüğü: “Özenle Özel Ders Verilir”

Pınar’ın Günlüğü Özenle Özel Ders Verilir Öyküsü

Erkan, yeni iş yerimde samimileştiğim ilk kişiydi. Benden bir on yaş büyüktü yani en az on yaş büyüktü! Tabii aşk, yaş maş tanımaz. Benim öyle ‘çevre nedir’ tarzı takıntılarım yoktu, hiç de olmadı ama mesele Erkan’ın yaşına gelince nedense bunu kafama çok taktım. Oysa takılacak gerçekten de hiçbir neden yoktu. İkimiz yan yana durunca yaşıtmışız gibi görünüyorduk. Adamın DNA’sında gerçekten de asil genler taşıyordu. Üstüne de spor, diyet ve düzenli uyku ile kendine çok iyi bakınca ortaya yaşını hiç göstermeyen bir Erkan çıkmıştı. Zaten Türk erkeklerin şarap gibi bir özellikleri vardı, eğer fazla kiloları yoksa yaşlandıkça kaliteleri artıyordu. Türk kadınlarında ise durum tam tersiydi, kaliteyi çok erken yaşta kavuşuyorlardı ama onu korumak için yaşlandıkça daha çok çabalamaları gerekiyordu.

Yeni bir ortama girmek özellikle de bu ortam bireysel çalışma performansının maaşınızı etkilediği rekabetçi bir iş ortamıysa inanılmaz streslidir. Alandaki PTler size parasına göz koymuş sahtekâr bir akraba gibi bakar. Tabii ki herkes sizi sıcak bir gülümseme ve nazik kucaklaşmalarla karşılar ama hiçbiri bu davranışlarında samimi değildir.

Fitness Dünyasının Cangılında Bir Bukalemun

Fitness dünyasının cangıldan bir farkı yoktu, güçlü olan hayata kalır kuralı burada geçerlidir. Spor salonunda bunun anlamı ‘reklamını iyi yapan hayatta kalır’dır.

Yeni ortamlara uyum sağlama bakımından bukalemunlara benzerim. Zaman zaman bu benzetme gerçeğine çok yakın olur ve insanlar için kelimenin tam anlamıyla görünmez olurum ki bu durum sosyal açıdan da iş bakımdan da hiç güzel bir sonuç değildi. Dolayısıyla yen işime de alışmam çok uzun sürmedi. Soyunma odasındaki kızlarla iki dakikada kaynaştım ancak kızlarda bu tarz arkadaşlıklar erkeklerdeki kadar gerçekçi değildir. Bizler belki çabuk kaynaşır, öpüşüp birbirimize sarılırız, ilk sigara molasında üçüncü şahısların arkasından konuşur, dedikodumuzu yaparız ama yine de samimi olmuş sayılmayız. Erkeklerde bu işler çok daha kolay ilerler, onlar tokalaştıkları herkesle anında kanka olurlar.

Yüzde Doksanlık İlişki Savaşları

Kız-erkek ilişkileri başka bir savaş alanı. Size asıldığını düşündüğünüz tipler yüzde doksan size asılıyordur. Size asılanlarınsa ancak yüzde doksanı sizinle çıkmak istemiyordur. Erkeklerin çoğu karşı cinse yaklaşımı ilkokul seviyesindedir. Yaş, boy ve kilodan bağımsız aslında hepsi teneffüste okul bahçesinde takılan liselilerden olgun değiller. Akıllarında sadece Fenerbahçe’nin maçları ve şu kıza teklif etsem kabul eder mi vardır. Medeni cesaretleri de iddia bültenlerindeki oranlar gibi ortam, olasılık ve dış etkenlere bağlıdır. Kadınlar ise beklentilerine göre sonuç almak için erkeği uygun mekanlara, uygun zamanlarda çekerek cesaret katsayılarını artırıp netice almayı hedefler. Yoksa size âşık olan erkeğin açılmasını çok uzun bir süre beklemek zorunda kalırsınız.

Erkan, yukarıdaki kriterlerin dışında kalan yüzde birlik bir kesime dahildi. Onun gibi çok az erkek davranışlarında samimiydi. Hani büyüklerin dediği gibi kalbindeki iyiliği yüzüne yansımış tiplerdendi. Alanda tokalaştığım ilk kişiydi. Sanki daha önce tanışıyormuşuz gibi samimi ve rahattı. Böyle olmasının en büyük nedeni de beni rakip olarak görmemesiydi. Erkan, kimseyi rakip olarak görmezdi. Salonda en fazla özel ders veren oydu. Hiç boş günü yoktu, özellikle hafta içi neredeyse full çalışırdı. Aramızda alanda ya da grup derslerinde görev almayan tek PT’ydi. Nedeni de hiç boş vaktinin olmamasıydı.

Erkekler özel ders konusunda kadın PT’lerden daha şanslıydılar. Erkek üyelerin hemen hepsi bir erkek PT ile çalışmak istiyordu, kadınlarınsa büyük bir kısmı. Ben kulüpte işe başladığımda Erkan o kadar doluydu ki neredeyse bir altı ay yeni müşteri kabul etmedi. Salondaki en çok kazan PT olduğundan müşterilerini çalarım diye bir korkusu da yoktu.

Bagaja Sığan Bir Hayattan Yeni Başlangıçlara

Salon hem konum hem de kültür olarak özel ders potansiyeli çok yüksek olan bir kulüptü. Kimisinin çok kimisinin az, hemen hemen herkesin özel dersi vardı. İlk samimileştiğin kişi Erkan olduğundan alanda sürekli onunla takıldım. Sürekli onunla takıldığım için de bir düzine özel ders müşterim oldu hem de ilk aydan. Bu tabii ki salonda bir huzursuzluk yaratmadı değil. Kimse açık açık bir şey söylemedi ama bakışlardan, tavırlardan diğer PT’lerin selam verme şeklinden salonda bir kıskançlık havasının süzüldüğünü anlayabiliyordum.

Ani kararlar verme konusunda hiçbir zaman iyi olmamışımdı. Ancak bu seferki çok iyi sonuçlandı, yani şimdilik. Özellikle yaptıklarımı düşününce ne kadar çılgınca olduğunun farkına şimdi varıyorum. Yani hangi akıllı hayatını bir arabanın bagajına tıkayıp da sadece ağaçların binalardan çok olduğuna karar verdiği bir yerde ilk baktığı evi pazarlık yapmadan kiralar ki?

Abartmadan söylüyorum ilk aydan eski işyerimde bir yılda kazandığımı kazandım. O kadar çok özel ders talebi aldım ki ikinci haftadan tüm saatlerim dolmuştu. Anlaşılan Erkan’dan sonra ben de angaryalara çıkmak zorunda kalmayacaktım. Tabii sözleşmem beni grup derslere ve alana çıkma konusunda bağlayıcıydı ama performansımı bu şekilde sürdürürsem ikinci yılımda bir Erkan sözleşmesi imzalayabilirdim.

Evimde hala bir döşek ve yavru kediden başa bir şey yoktu ve bir ay kadar da öyle kalacaktı. O kadar yoğun çalışıyordum ki evime eşya alacak vakti bile bulamıyordum. Neyse ki Erkan bana Ikea’dan online sipariş vermemi önerdi. Onun sayesinde evimi oda oda sipariş ederek üç haftada döşeyebildim. Ayırmam gereken vakit sadece nakliyenin geldiği saatlerle sınırlıydı. Arkadaşlar çok dakik değillerdi ve geldiklerinde de hep müsait değildim ama evim hemen karşıda olduğu için kimse yarım saatliğine izin almamı sorun yapmadı.


Yorum bırakın